Kripto Paraların Hukuki İşlemlere Konu Edilmesi

Eylül 4, 2020

Bir önceki yazımızda bitcoin ve türevi kripto paraların tarihsel süreçteki gelişimleri ve yasal statüleri ile kripto paraların Türk Hukuku içindeki yerlerinden bahsetmiştik. Bu yazımızı Bitcoin ve Türevi Kripto Para Uygulamalarının Gelişimi ve Hukuki Dayanakları adresinden okuyabilirsiniz. Bu yazımızda ise kripto paraların sözleşmelere, icra takiplerine ve mahkeme kararlarına konu edilmesi ile miras bırakılıp bırakılamayacaklarını değerlendirmeye çalışıyoruz.

  1. Kripto Paraların Hukuk Sistemi İçinde Konumlandırılması ve Sözleşme Konusu Yapılması

Bitcoin veya diğer kripto para sistemlerinin hukuki tanımını belirlemek için öncelikle nasıl yapıya sahip olduğunu anlamak gerekmektedir. Bu sistemde ilk olarak, kripto para birimlerinin herhangi bir merkeze bağlı olmayan, dijital bir varlık oldukları ifade edilmelidir. Eşya olarak kabul edilip edilemeyecekleri tartışmalı olmakla birlikte bir değere sahip olmaları ve ticari hayatta araç olarak kullanılmaları statülerinin belirlenmesi ihtiyacını daha da arttırmaktadır.

Öncelikle, şu an için kabul gören görüşe göre bitcoin ve türevleri olan altcoin’ler bildiğimiz anlamda bir para olarak kabul edilmemekte olup yine alışıla gelen para özelliklerini de taşımamaktadır. Ayrıca, herhangi bir merkezi olmadığı ve başka bir devletin de ulusal para birimi olmadığı senaryolarda (Venezuela örneği ayrı bir değerlendirme konusudur) yabancı para birimi olarak da kabul edilememektedir. Bu tür kripto paraların ülkemizin de aralarında bulunduğu pek çok hukuk sisteminde elektronik para olarak da kabul edilmediği söylenebilir. Gelecekte bir nevi para olarak kabul edilmeleri durumu gerçekleşene kadar Kripto Para varlıkları için başkaca bir tanımlama yapılması gerekmektedir.

Peki, “kripto paralar hukuken nasıl değerlendirilmekte, nasıl bir sözleşmenin konusu haline gelebilmektedir? Örnek vermek gerekirse, herhangi bir satış sözleşmesinin konusu olabilirler mi? Bu soruya farklı bakış açılarıyla çeşitli cevaplar verilebilir. Eğer, kripto paraların eşya olduğu kabul edilebilirse, satış sözleşmesi konusu haline gelebilir. Bu noktada bitcoin ve türevlerinin eşya niteliği taşıdığı, bu türden dijital varlıkların oluşumlarının eşya üretimi ile benzerlik göstermesi durumu ile açıklanabilir. Bitcoin’in oluşması için oldukça fazla enerji, donanımsal altyapı, “know-how” ve zaman gerektiği düşünülürse aslında eşya üretimi ile paralellik gösterdiği iddiasında bulunulabilir.

Belirtmek gerekir ki bu nevi varlıklar piyasada birer yatırım ya da ticari işlemleri gerçekleştirme aracı olarak da kullanılabilmektedir. Hatta kimi dijital platformlarda işlem gerçekleştirebilmenin koşulu belirli kripto paraların sahipliğidir.. Bu kapsamda alınan kripto para varlıklarının satın alım sözleşmeleri pekala düzenlenmekte kripto paraların sözleşme konusu olması mümkün olabilmektedir.

Fakat, dijital unsurlar eşya olarak kabul edilebilir mi? Bu soruya verilecek cevap şüphesiz günümüzden kopuk bir algı etkisinde olmamalıdır. Aksi takdirde, eşya olma özelliği somut ve maddi varlık olma koşuluna bağlanırsa günümüz dahil olmak üzere gelecekte pek çok hak kaybına sebep olacak olayların yaşanması kaçınılmaz olur. Zira, hayatımızda çoğu şeyin artık dijital bir karşılığı vardır. Karşılığı bulunmayanların da yakın zamanda olması kaçınılmazdır.

  1. Bitcoin ve Türevi Diğer Kripto Paraların Sözleşmeye Konu Edilmesi

Borçlar Hukukunda sözleşme özgürlüğü prensibi bulunmaktadır ve bu prensip Kanun’un 26. Maddesinde düzenlenmiştir. Yasanın 26.maddesine göre Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. Madde uyarınca sözleşmenin tarafları sözleşmenin konusunu da serbestçe tayin edebilmektedir.

Bununla birlikte sözleşmenin konusunu belirlemenin sınırları aynı yasanın 27.maddesinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu’nun 27.maddesine göre; Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.

Bu hüküm emredici niteliktedir ve bu emredici kurala aykırı sözleşme, baştan itibaren hükümsüz olacaktır.

Toplumun menfaatini koruyan hükümlerle ortaya çıkan hukuki düzenin bütünü kamu düzeni olarak ifade edilebilir. Bitcoin ve diğer kripto paralar ile ilgili yasal bir düzenleme olmamakla birlikte henüz daha yasaklayıcı bir düzenleme de yoktur. Bu sebeple bitcoin ile girilen bir borcun kamu düzenine aykırı olmadığı söylenebilir.

Ahlak ve kişilik haklarına da aykırı bir durum olmadığına da açıktır. Bu durumda sözleşmenin konusunun imkânsız olup olmadığına bakılmalı. Örneğin bir satım sözleşmesinin karşılığının bitcoin ile ödenmesinin taahhüt edilmesi veya bir miktar para karşılığı bitcoin satışının yapılması sonucu bitcoin ile borç altına giren tarafın borcunu yerine getirmesinin imkânsız olduğu söylenebilir mi ?

Bitcoin gibi yaygın ve geri dönüşü mümkün olmayan bir kripto para için bu tip bir imkansızlıktan bahsetmek çok doğru gözükmüyor. Ama piyasaya yeni giren diğer altcoinlerin varlıklarınını ne kadar idame ettirebileceklerini en baştan öngörmek çok kolay değil. Sözleşmenin kurulduğu esnada dolaşımda olan bir kripto paranın sonrasında piyasadan kaybolması şaşırtıcı olmayacaktır.

Ama Sözleşmenin geçerliliğine etki yapan imkânsızlığın, sözleşmenin yapıldığı anda ve objektif olarak yani edimin sadece borçlu için değil herkes için geçerli olarak imkânsız olması gerekmektedir. Bu durumda sözleşme kurulduğu anda var olan bir altcoin üzerinden yapılan sözleşmelerin de geçerli olduğu söylenebilir.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında Bitcoin cinsinden bir borç altına girilerek yapılan sözleşmelerin yasanın 27.maddesindeki sınırlamaya aykırı olmadığı görülmektedir.

  1. Kripto Paraların İcra Takibi Konusu Yapılması ve Tespit Edilebilirliği

Belirtilmelidir ki, Bitcoin ve türevleri olan altcoinlerin maddi değerleri mevcut olması sebebiyle hukuki düzlemde hacze konu edilmeleri mümkündür. Fakat, doğası gereği belirli bir merkeze bağlı olmayan ve hareketleri takip edilemez nitelikte olan bu varlıklara sahip olan kişiler piyasa içinde anonim olarak bulunmaktadır. İşlemler anonim olarak yapılmakta, haczedilebilirlik prensipte mümkün olsa da muhatap yokluğu, işlemlerin anonim yapılması ve bu sebeple de bu nevi varlıklara sahip kişilerin açıklamadığı müddetçe kişilerin ne kadar kripto paraya sahip oldukları tam olarak bilinememektedir.

  • İlamsız İcra Takibi

Bilindiği üzere İlamsız İcra Takip yolunun 3 farklı çeşidi bulunmaktadır:

  • Genel Haciz Yoluyla Takip
  • Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu
  • Kiralanmış Taşınmazların Tahliyesi

Genel haciz yoluyla takip yapılabilmesi için bir para veya teminat alacağının bulunması gerekmektedir. Ayrıca, İcra ve İflas Kanunu’nun 58/2. maddesinde yabancı para alacağının bulunduğu noktada alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin belirtilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki kripto para birimleri hukuk sistemimizde “para” olarak kabul edilmemektedir. Bu bağlamda ilgili hükümlere gidilmesi en azından günümüzde çeşitli sorunlara sebep olacaktır. Zira, taraflar arasında bir “para” alacağı bulunmamaktadır. Yabancı para olarak kabul edilemez ve ilgili madde dayanak gösterilerek hareket edilemez.

Ancak kripto paranın Türk Lirası karşılığı olan para istenirse bu noktada ilamsız icra takibi yolu kabul edilebilir. Burada, altın/emtia alacaklarında olduğu gibi bir yorum yapılabilir. Ancak, unutulmamalıdır ki aynen ifaya yönelik ilamsız takip yoluna başvurulması mümkün değildir. Bu konuya ilişkin, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 12.02.2014 tarihli, 2014/4345 E. ve 2014/7087 K. sayılı kararı aydınlatıcı niteliktedir. İlgili kararda:

“Somut olayda takip bizatihi altın alacağına ilişkin olmayıp, ödenmediği ileri sürülen “senetli 500 gr 22 ayar altın bilezik” bedeline ilişkin para alacağıdır. Para alacağına ilişkin miktar ve tutar açıkça takip talebinde gösterilmiştir. Bu durumda takibe konu alacağın menkul mal hükmünde olan altın teslimine değil para alacağına ilişkin bulunması karşısında İİK’ nun 42. maddesi çerçevesinde genel haciz yolu ile ilamsız takibe konu edilebilmesi mümkün olduğundan şikayete konu edilen işlemde 9.7.1941 tarih, 32/28 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama alanı yoktur. …”

ifadeleri yer almaktadır.

Kambiyo senetlerine özgü haciz yolunda ise unutulmamalıdır ki kripto paralar para olarak kabul edilmediği için kambiyo senetlerinin konusu haline gelememektedir. Zira, kambiyo senetlerinde bedelin para cinsinden yazılması gerekliliği mevcuttur fakat kripto paralar para olarak kabul edilmemektedir. Bu doğrultuda kripto para alacağı kambiyo senedi dayanak gösterilerek talep ediliyorsa, bu senedin geçersiz olduğu ifade edilebilir.

Bu bağlamda kripto paraların takip konusu yapılmasında şu yorum yapılabilir. Bitcoin ve türevleri bir varlığa karşılık gelmektedir. Bu varlığın bir değeri vardır ve bu değer ülke parası ile ölçülebilir. Kripto para alacağı ile ilgili parasal karşılığı belirtilmesi koşuluyla genel haciz yolu ile icra takibi yapılabileceği kabul edilmelidir. Bu noktada ilamsız takip imkânı vardır, denilebilir. Bu nevi varlıkların parasal değerlerinin nasıl belirlenebileceğine bu makalenin devamında değinilecektir. Şimdilik icra müdürlüklerince atanacak bilirkişilerce değerlendirme yapılmasına ilişkin hükümlerin uygulanabileceğini söylemekte yarar bulunmaktadır.

Fakat, kripto para değerinin transferinin yapılmasını sağlamak noktasında bu nevi varlıkların  Kanun’da “altın” alacakları için öngörülen kurallara gidilebilir. Nasıl ki altın alacakları aynen istenemiyorsa, kripto parada da aynen ifa istenemez.

  • Kripto Para Uyuşmazlıklarında Uygulanacak Hukuk Kuralları İlamlı İcra Takipleri

Konuyla ilgili olarak değinilmesi gereken bir diğer husus da kripto para alacakları hakkında ilama dayalı icra takibi yapılıp yapılamayacağıdır. Öncelikle belirtilmelidir ki, mahkemelerin kripto para varlıklarına olan yaklaşımlarını öngörmek henüz mümkün gözükmemektedir.

Öncelikle belirtilmelidir, kripto paraların bir sözleşmenin konusu olduğu noktada TBK genel hükümler ışığında hareket edilebilir; en azından yorum yolu ile hak kayıplarının önlenmesinde fikirler öne sürülebilir.

Başvurulabilecek yollardan biri Türk Borçlar Kanunu’nun 113. maddesidir. “Yapma veya yapmama” borçlarına ilişkin seçimlik haklar kullanılabilir. Zira, kripto para transferi bir “yapma” borcu olarak görülebilir. Bu açıdan bakıldığında kripto para konulu sözleşmelerde kripto para transferi ile yükümlü olan, bu borç altına giren tarafın bir yapma borcu altına girdiğini söylemek mümkün ve ayrıca hukuki açıdan şu an için uygulanabilir en etkili yöntemdir.

Ayrıca Türk Borçlar Kanunu’nun 125. maddesindeki, seçimlik haklara her zaman başvurulabilir. Kripto para borcunu ödemekte temerrüde düşene karşı alacaklı her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı taraf, borcun ifa edilmemesinden kaynaklanan zararın giderilmesini isteyebilir veya kurulmuş olan sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hali söz konusu olduğunda taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa etmiş oldukları edimleri geri isteyebilirler. (..)

Ancak bu hükümler her ne kadar yol gösterici nitelikte olsa da teorik alanın pratikte uygulanabilirliği noktasında çeşitli problemlerin karşımıza çıkma ihtimali yüksektir.

Bir kripto para alacağının uyuşmazlık konusu haline geldiğinde nasıl bir yöntemin izlenebileceği ve neler yapılması gerektiği cevaplanması gereken sorulardır. Örnek vermek gerekirse belli bir mal karşılığı 10 Bitcoin alacağına dayalı sözleşmenin konu edinildiği bir uyuşmazlıkta malları teslim edip ifa yükümlülüğünü yerine getiren ve TBK “Sözleşmeden Doğan Borç İlişkileri” hükümleri kapsamında karşı taraftan da edimin ifasını talep eden bir kişinin bu isteği karşısında mahkeme nasıl bir karar vermelidir?

Mahkeme bu noktada 10 Bitcoin’in ödenmesine karar verebilir ve bu karar doğrultusunda mahkeme ilamına dayalı olarak bir icra emri düzenlenebilir. Bu konuya değinmeden önce, belirtmek gerekir ki duruma ilişkin çeşitli ihtimaller mevcuttur.

Bir senaryoda, 10 Bitcoin alacağı olan bir taraf bu kripto para varlığının parasal karşılığını konu edinen bir hak talebinde bulunabilir ve dava değerini Bitcoin karşılığı TL cinsinde uyarlayarak açabilir. Peki bu durumda, davacı tarafın göstermiş olduğu Bitcoin borcunu kabul etmekle birlikte ilgili varlığın parasal karşılığına davalı taraf itiraz ettiğinde, bedelin tam olarak ne kadar olduğuna nasıl karar verilebilir?

Akla en uygun çözüm, Mahkemenin veya icra dairesinin ilgili uyuşmazlık noktasında bilirkişi tayin etmesidir. Zira, herhangi bir yolla tanınmamış, hukukun dokunmadığı ekonominin yeni nesil bir alanında, değerleme uzman kişilerce yapılabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesi ve devamındaki hükümlerde Bilirkişi incelemesine yönelik ilke ve kurallar mevcuttur. İlgili Kanun’un 266. maddesi hükmünde mahkemenin çözümü hukuk dışında, “özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde”, taraflardan birinin talebi doğrultusunda veya kendiliğinden, bilirkişiye başvurabileceğini belirtmektedir.

Bu durum, tıpkı uyuşmazlık konusu değerli bir antika tablonun konu edildiği bir uyuşmazlıkta eşya kıymetinin takdirinde uzman bir antika danışmanının tablonun değerini tespit etmesine benzemektedir. Özellikle bu iki örneğin mukayesesi yapıldığında Kripto paraların, tayin edilecek bilirkişilerce değerlendirilmesi aşamasında daha kesin ve sağlıklı sonuçların çıkması beklenebilir. Zira henüz hakkında bir regülasyon ya da tanınma durumu olmasa da kripto para borsalarında bu nevi varlıkların değerleri sabittir. Örneğin, hacimsel büyüklükte ilk 10 sırada olan kripto para borsalarındaki ilgili varlıkların değerlerinin araştırılıp bir bedel belirlenmesi söz konusu olabilir.

Her halükarda mahkeme tarafından, kripto paraların yerel para birimi karşılığı üzerinden bir hüküm kurulması ya da kripto para borcunun ifasına yönelik karar verilmesi gibi durumlar karşımıza çıkabilir. Burada, davacı tarafın talebinin hangi doğrultuda olduğu önemlidir. Aynen ifa talebi mi yoksa parasal karşılık mı talep edilecektir?

Ancak anlaşılacağı üzere şu an için uygulanabilirlik noktasında, Bitcoin ve türevlerinin transferi ya da bu kripto paralardan kaynaklanan uyuşmazlıkların sağlıklı bir şekilde görülebilmesi için bu çeşit kripto paraların değerlerinin belirlenebilir olması çok önemlidir.

Taraflar kripto paranın konu edildiği sözleşmelerde bu tür varlıkların ülke parasıyla karşılığını belirlemesi ya da herhangi bir uyuşmazlık noktasında dava tarihinde parasal karşılığın ne kadar olacağı noktasında önceden anlaşmaları yargı mercilerinin karar vermelerini kolaylaştıracaktır. Sözleşme koşullarının taraflarca en başından belirlenmesi ve olası uyuşmazlıkların öngörülüp önceden tedbirlerin alınmasının gereği kripto paralar hakkındaki düzenlemelerin yetersizliği sebebi ile daha çok ön plana çıkmaktadır.

  1. Kripto Para Borcunun İfa Edilmesi Konulu Mahkeme Kararlarının İcra Edilmesi

 Bitcoin ve türevlerinin sözleşme konusu yapılabileceği, icra takipleri açısından konu olarak kabul edilebileceğine değindik. Peki, kripto para alacağına yönelik bir mahkeme kararının bulunduğu senaryoda bu varlıklara dair alacağın kripto para cinsinden ifasına yönelik takip yoluna başvurulabilir mi?

Yukarıda da bahsi geçtiği üzere kripto paralar, “para” olarak kabul edilmemektedir. Maddi bir varlığı olmadığı için Türk hukuk sisteminde şimdilik “eşya” olarak kabul edilmemesi yönünde bir eğilimin de mevcut olduğu söylenebilir. Bu doğrultuda gerek İcra ve İflas Kanunu’nun 32. maddesinde öngörülen para alacaklarına ilişkin olan gerekse de aynı Kanun’un 24. maddesinde öngörülen taşınır teslimine ilişkin hükümlere gidilemeyeceği sonucuna varılabilir.

İlama dayanan kripto para alacaklarının icrası noktasında çeşitli ihtimaller karşımıza çıkmaktadır. Her koşulda İcra ve İflas Kanunu’nun 30. maddesi hükmü ışığında hareket etmekte fayda vardır. Eğer yapma şeklinde bir borç olduğu kabul edilirse ve borçlu tarafından edimin ifası gerçekleşmez ise alacaklı işin yapılması amacıyla kendisi masrafları karşılamak üzere işin yapılmasını isteyebilir. İşin yaptırılma masrafı icra müdürlüğünce tayin edilecek bilirkişice belirlendikten sonra Kripto para varlığına karşılık gelen para alacaklı tarafından yetkili makama verilir ve kripto para satın alınıp alacaklı hesabına geçirilir. Daha sonrasında masraf tutarı başkaca bir ilama gerek olmaksızın borçludan haciz yoluyla sağlanabilir. Ya da doğrudan kripto para bedeli ödenmediği durumunda borçlunun malvarlığının haczedilmesi durumu söz konusu olabilir.

Bütün bu tartışmalar yapılırken unutulmamalıdır ki, çıkış noktası olan merkeziyetsiz olma ve sadece kripto para sahibinin iradesiyle hareket edilebiliyor olma özellikleri sebebiyle de kripto paralara “zorla” müdahalede bulunma ve sahibinin iradesi dışında transfer edilme imkânı yoktur. Özellikle Bitcoin hakkında bu durum daha da belirgindir. Zira, bu varlık doğası itibariyle kendisi için olan özel koda sahip kullanıcının iradesi doğrultusunda hareket edebilmektedir. Kripto para sahibi istemeden sahip olunan varlık üzerinde işlem yapılamamaktadır. Tamamıyla kullanıcısının iradesine bağlıdır. Yani, borç herhangi bir merkez olmadığı için ve kripto para üzerinde bireylerin iradesi hâkim olduğu için aynen ifa ya da bir şeyin yapılması için ifa iradesinin gerçekleşmesi gereklidir. Aksi takdirde her ne kadar mahkeme ilamına dayanan bir icra emri olsa da borçlu taraf istemezse kripto para varlığını alacaklıya ya da ilgili adli makama transfer etmeyebilir.

Merkeziyetsiz olmanın bir diğer özelliği ise icra dairelerinin kripto paranın bulunduğu hesaplar üzerinde bir etkisinin olamayacak olmasıdır. Kaldı ki borçlu taraftan gelecek kripto para varlığının nerede muhafaza edileceği de ayrı bir sorundur. Zira, günümüz sisteminde icra dairelerinin söz konusu varlıkları saklayabilecekleri hesapları ve kripto para cüzdanları bulunmamaktadır. Bununla birlikte haciz şerhi uygulanacak bir hesap ya da müzekkere gönderilecek muhatap bir banka ya da kurum bulunmamaktadır.

  1. Kripto Para Cüzdanın Bloke Edilmesi

Başka bir soru ise kripto para cüzdanının bloke edilip edilemeyeceğidir. Şimdilik herhangi bir müdahale imkanının bulunmadığı söylenebilir. Müdahale olsa bile bunun doğrudan “cüzdan” üzerinden mi yapılacağı yoksa anlaşmalı bankalar hesapları ile cüzdan arasında gerçekleşen transferlere mi müdahale edilebileceği düşünülmelidir. Ancak bu nokta merkeziyetsiz olan kripto para varlıklarının transferlerinin engellenmesinin nasıl mümkün olabileceği sorusu karşımıza çıkmaktadır. Zira geleneksel piyasa ve bankacılık faaliyetlerinde birey veya kurumların para transferlerinin önlenmesi için banka ya da ilgili kuruluşlarla anlaşılması, yetkili yargı makamlarınca bu kurumlara mahkeme kararı ile gidilmesi yeterlidir. Fakat burada mahkemelerin muhatabı bir kurum veya kuruluş, bir merkez bulunmamaktadır.

Senaryolar değişse de şimdilik sabit olan tek kabul icra dairelerinin birer “cüzdan”a sahip olmaları gerektiği gerçeğidir. Yoksa kripto para transferinin ya da karşılığı olan paranın icra müdürlüklerine transferi mümkün değildir.

Her ne olursa olsun, hukuk sistemi tarafından tanınmayan bir varlığa müdahale imkânı oldukça zordur. Yargılama sürecinde alınan tedbir kararlarının bile uygulanabilirliği şu an için oldukça zordur. Özellikle Bitcoin ve türevleri olan merkezsiz varlıklar için tedbirlerin hangi makamca uygulanacağı sorusu şu an için pratikte cevapsızdır. Çünkü bu tür varlıklarda kişide-kişiye, aracısız işlem modeli benimsenmektedir. Yani, öncelikle hukuk sistemi tarafından bu tür varlıkları tanınma durumu gerçekleşmelidir. Aksi takdirde hangi kuralların uygulanacağı sorunsalı ortaya çıkar.

  1. Kripto Paraların Miras Bırakılması

Bütün bunların yanında günlük hayata dokunan bir diğer temel sorun da kripto para varlıklarının miras bırakılıp bırakılamayacağıdır.

Öncelikle yukarıda da değindiğimiz üzere, maddi bir değere sahip olan kripto paralar en nihayetinde bir “değere” sahiptir ve bu kapsamda sahip olanın mal varlığının içinde değerlendirilmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun mirasa ilişkin hükümleri gereğince bireyler kendi malvarlıkları üzerinde belirli koşullar çerçevesinde tasarrufta bulunma yetkilerine sahiptirler. Ancak kripto paraların devri için diğer malvarlıklarından farklı koşullar söz konusu olmaktadır.

Örnek vermek gerekirse merkezi bir kurum, muhatap olmamasından ve bireylerin anonim olarak işlem yapmasından kaynaklanan durumların yanında işlem yapılması için özel şifre/anahtarların varlığı da gerekmektedir. Bu bağlamda, özel anahtarlar kaybedildiği takdirde kripto para varlıkları sonsuza kadar “kayıp” nitelikte olacak ve asla bu nevi varlıkların transferleri gerçekleştirilemeyecektir. Burada unutulmaması gereken kripto para sistemlerinin banka sistemlerinden farklı olduğudur. Zira mevcut sistemde bir banka müşterisi şifresini kaybettiğinde ya da ilgili kişisel veriler unutulduğunda muhatap banka gerekli işlemleri yaparak söz konusu malvarlığı hakkında talep edilen işlemleri gerçekleştirebilmektedir. Bu doğrultuda, kripto para varlıklarının miras sözleşmesi konusu olabildiği söylenebilir ancak ilgili varlıklar hakkındaki özel anahtar/şifre bilgilerinin de paylaşılması gerekmektedir. Ayrıca, miras hakkında tasarruf edilebilir kısım (TMK md. 505) hükümleri uygulanacak olsa bile bir bireyin ölümünden önce malvarlığı üzerinde yaptığı tasarrufların kime yönelik yapıldığının takibi ve olası bir tenkis durumunda ne kadarlık bir kripto para bedelinin kime transfer edildiğinin bilgisine her zaman ulaşılamayabilir. Bu ve benzeri pek çok durumun karşımıza çıkma ihtimali oldukça yüksektir. Fakat, konusu gereği bu hususlar başka bir makalenin konusu olma niteliği taşımaktadır.

  1. Sonuç

Doğası gereği, pek çok farklı amaç için kullanılabilen kripto para varlıklarına ilişkin kapsayıcı normatif düzenlemelerin oluşturulması gerekli ve kaçınılmazdır. Bu doğrultuda ülkeler sistematik olarak bu varlıkları tanımaya, ödeme modeli olarak kabul etmeye başlamış olup ekonomi düzenlerine entegre etme sürecini hızlandırmaktadır.

Şu anki haliyle, yargı sistemi kendini kripto para düzenine uyarlamadıkça somut herhangi bir yaptırım etkisine sahip olabileceğini söylemek iyi niyet olarak değerlendirilebilir. Zira, teknolojik gelişmelere uyum süreçleri her zaman kolay olmamakla birlikte çeşitli teknik bilgi ve birikimleri gerektirmektedir. Teknolojik gelişmeler ve yeni ticari ilişki türlerinin ortaya çıkışı hukuk sisteminde reformları gerekli kılmaktadır. Unutulmamalıdır ki, hukuk geriden takip eden bir izci gibi süreçleri takip edip zamanın gelişmelerini yakalamalıdır.

En nihayetinde ülkemizde genel anlamda bir yatırım aracı olarak değerlendirilmekte olan kripto paralar pek çok yeni vaka ortaya çıkarmaktadır. Fakat unutulmamalıdır ki, hukukun gelişmeleri takip eden sistemi gereği piyasalarda kripto para özelinde bir ara dönem yaşanması ve bir takım hak kayıplarının olması kaçınılmaz olacaktır. Bu doğrultuda, kripto para konusunda gerek hak kayıplarının en aza indirilebilmesi için gerek bankacılık sektöründe gerekse de hukuk sisteminde gerekli altyapısal reformların hızlıca yapılması gerekmektedir. Şüphesiz, bu varlıklara ilişkin bugünün kabulleri yarın birer fosil olacaktır.

Av. Eren Evren                                                                                                                              Stj. Av. Can Hakan