Bitcoin ve Türevi Kripto Para Uygulamalarının Gelişimi ve Hukuki Dayanakları

Ağustos 27, 2020

Bu çalışmamızda kripto para türevlerinin doğuşu gelişimi ve hukuki dayanaklarını inceleyeceğiz ve kripto para ve türevlerinin benzer varlıklarla ile karşılaştırılmasını gerçekleştireceğiz.  

Bitcoin’in yaratıcısı Satoshi Nakamoto’nun yayınlamış olduğu “Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System” adlı makalede açıklandığı üzere; elektronik ticaret işlemleri tamamen üçüncü parti ödeme sistemlerine bağlıdır ve bunlara güvenerek yürümektedir. Sistem çoğu işlem için temelinde yeterince güvenli çalışıyor olsa bile, güven temelli modelin doğasında bulunan zayıf yönlerini hala taşımaktadır.

Bu işlemlerde finansal kuruluşların aracılık ücretleri işlem maliyetlerini arttırmakta, asgari işlem limitleri düşük tutarlı işlemleri engellemekte ve komisyonlar işlem hacminin artmasına engel teşkil etmektedir.

Ayrıca aracı kurumlar tarafından gereğinden fazla alınan bilgi müşterileri rahatsız etmekte, dolandırıcılık ise belirli ölçülerde makul kabul edilmektedir. Elektronik işlemlerde çıkan tüm bu maliyetler ve belirsizlikler fiziksel para kullanımı ile önlenebilir ise de bu durum elektronik ticaretin doğasına aykırıdır. Bu sebeple elektronik ticarette ödeme işlemi yapılacaksa güvenilir bir üçüncü taraf gerekmektedir.

Ancak Nakatomo’ya göre ihtiyaç duyulan şey; güven yerine şifreleme kanıtı üzerine kurulu, iki tarafın birbiri ile doğrudan bağlantılı olduğu elektronik bir ödeme sistemidir. Bu işlemi tersine çevirmek için hesaplaması zor olan işlemler tarafları dolandırıcılıktan koruyacak ve güvenli bir ticaret ortamı yaratacaktır.

Bitcoin’in ve diğer tüm kripto para birimlerinin ortaya çıkması bu vizyon sayesinde oluşmuş ve kripto paralar 2009 yılında işleme başladığından bu yana ekonomimizde yer edinmiştir.

  • Klasik Paranın Gelişimi

İnsanlığın ilk döneminden bu yana insanlar değişik mal ve hizmetler üretmişler, Kendi ürettikleri mal ve hizmetlere karşılık olarak, ihtiyaç duydukları ve başkalarının ellerinde bulunan mal ve hizmetleri talep etmişlerdir. Paranın bulunmasından önce uzun bir süre mal ve hizmetlerin birbiriyle değiş tokuşu usulüne dayanan takas yöntemi kullanılmıştır. Sonraları ortaya çıkan ticaret de uzun yıllar yalnızca takas yöntemine dayalı olarak gerçekleştirilmiştir.

Zamanla takas yöntemine dayalı ticarette yaşanan güçlükler paranın ortaya çıkışının nedeni olmuştur. Sadece takas yolu ile mal değişimi yapılabilmenin yarattığı engelleri aşabilmek için herkesçe kabul edilen bir şeyin değişim aracı olarak kullanılması fikri ortaya çıkmış, böylece malların kendi değerlerine karşılık geldiği düşünülen diğer mallarla değişilmesi şeklinde, takas yoluyla yürütülen ticaretin yerine, para karşılığında malların alınıp satıldığı bir düzene geçilmiş ve ticarette para kullanılmaya başlanmıştır.

Lydia - Ancient Greek Coins - WildWinds.com

Paranın bulunduğu dönemden günümüze kadar gelen süreçte var olmuş çeşitli ekonomik sistemlerin kendilerine has algı ve kuralları olmuştur. Kimi coğrafyalarda kapalı ekonomi modelleri benimsenmiş kimilerinde ise serbest piyasayı destekleyen politikalar izlenmiştir.

İster tarıma dayalı üretimin olduğu ister sanayi ya da teknolojiye dayalı üretim ve kalkınma modellerinin uygulandığı piyasalar olsun; her sistemde kabul gören ortak unsurlardan en önemlisi her zaman için “para” unsuru olmuştur.

Bildiğimiz anlamıyla parayı ise piyasaya süren, belirli anlamlarda kontrol eden otorite çoğu zaman için Devlet yapılanmaları olarak karşımıza çıkmıştır. “Devlet” politikaları dışında merkez bankaları, özel sektördeki organizasyonlar vb. oluşumların para üzerindeki etkisi yadsınamaz bir şekilde gelişmiştir.

  • Klasik Paranın Hukuki Dayanağı

Bildiğimiz anlamda para hukukî dayanağını asıl olarak iç hukuktan almaktadır. Egemen tüm devletlerin kendi ulusal para birimlerine sahip olabilmeleri ve bu para birimi üzerinde özgür iradeleriyle tasarrufta bulunabilmeleri mümkündür.

Bu hak uluslararası hukuktan gelen temel ve eski bir ilkeye dayanmaktadır. Devletler ulusal paraları üzerindeki yetkiyi kendi iç hukuklarından alırlar. Fakat ulusal paralar üzerinde yapacakları tasarruflara bir başka devlet tarafından karışılamayacağının teminatı da uluslararası hukuk ilkeleri marifetiyle sağlanır

Türkiye’de, cumhuriyetin ilk yıllarında para basma yetkisi Anayasa ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne verilmişti. Ancak 20. yüzyılda dünyada egemen olan ekonomik düzen para politikalarının bağımsız kuruluşlarca kontrol edilmesi gerekliliğini ortaya koymuş, bu durum karşısında 11 Haziran 1930 Tarihli ve 1715 Sayılı Kanun ile para basma yetkisi TBMM’den alınarak Merkez Bankasına verilmiştir.

Söz konusu yasa aynı zamanda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kuruluşuna dayanak olan yasadır. Bugün itibariyle Türkiye’de para basmaya ve para politikalarını yönetmeye yetkili kurum Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasıdır.

  • Elektronik ve Kripto Paraya İhtiyaç Duyulması

Ticaretin vazgeçilmez aracı olan paranın çeşitli kurum ve kuruluşların, devlet yapılanmalarının bu denli etkisi altında kalması, bireylerin doğrudan ya da dolaylı bütün finansal işlemlerinin aracı kurumların dahli ile gerçekleşiyor olması toplumu bu alanda alternatif bir arayışa sürüklemiştir.

Bu arayış ile elde edilmek istenen, merkezi bir kuruma, herhangi bir aracıya ihtiyaç kalmadan kişiden kişiye doğrudan, hızlı ve güvenilir bir işlem yapılması imkanıdır aslında. Yani Satoshi Nakamoto’nun da belirttiği gibi günümüz dünya piyasalarının hızına ve küreselleşmiş ekonomiye ayak uydurabilecek bir parasal sistem arayışı içindeyiz.

Para unsurunda aracı olarak görülen ya da merkezi otorite olarak kabul edilen bankalar ya da çeşitli finansal organizasyonlar, kripto para sisteminde aradan çıkmaktadır. Kullanıcılar doğrudan kendi aralarında kurdukları sanal ağlar üzerinden para transferlerini gerçekleştirmektedir. Böylelikle işlemlerin maliyeti düşmekte, yüksek işlem bedelleri, aidatlar gibi çeşitli masraflarla karşılaşılmadan işlemler gerçekleştirilebilmektedir.

Kripto paraların gündeme gelmesindeki bir diğer etken ise piyasalardaki güvensizliktir. Özel sektöründe etkilerini yok saymamakla birlikte, Devletlerin ekonomi içindeki müdahaleleri: para basımı, para politikalarının belirlenmesi (kurun sabitlenmesi, dalgalı kur modelinin uygulanması vb.), kamu adına sektör bazlı yatırımların nasıl paylaştırılacağı gibi pek çok şekilde karşımıza çıkmaktadır. Fakat unutulmamalıdır ki, devletlerin kontrolünde olan para politikaları ve bunun yanında dünya piyasalarının koşulları incelendiğinde bu alanın konusu olan para olgusu aslında manipülasyonlara oldukça açık olup her zaman için doğru verileri yansıtamamaktadır. Bu anlamda, paranın değeri ve geleceği konusunda toplum nezdinde bir belirsizlik hissi ve güvensizlik oluşmuştur.

  • Kripto Para Nedir ve Hukuki Dayanağı Nedir ?

  1. Kripto Paranın Tanımı

“Bitcoin: A Peer to Peer Eletronic Cash System” başlıklı makalenin konusunu oluşturan “Kripto para”, ekonominin içinde var olan bankacılık işlemleri, ticari alım-satımlar, bireysel işlemler vb. pek çok alanda işlemlerin güvenliğini sağlamak için kriptografi (şifreleme) (block chain) kullanan, günümüz dünyasında piyasadaki bildiğimiz anlamda “para birimlerine” alternatif olarak ortaya çıkan dijital bir varlıktır.

Kriptografik sistemi kullanarak güvenli bir şekilde işlemleri yapma aracı olan dijital değerlere kripto-para denmektedir. Kripto-paralara karşı olan yaklaşımlar coğrafyadan coğrafyaya değişim gösterirken kripto para kimi bölgelerde alternatif para birimi olarak kimi bölgelerde de yatırım aracı olarak kabul edilmektedir.

Bütün bunların yanında ilk olarak “Bitcoin” ve benzeri kripto para birimlerinin hukuki niteliğinin ne olduğu ya da gelecekte ne olabileceği üzerinde durulmasında fayda vardır. Bir tanıma ihtiyaç vardır çünkü, kripto paranın hukuki statüsünün tayini, hangi hukuk kuralarının uygulanacağı açısından önem taşımaktadır.

Burada gidilmesi gereken ikili ayrım; “bitcoin” ve türevleri ile “bitcoin” ve türevleri dışında oluşturulan merkezi dijital paralar ayrımıdır. Bu ayrıma gidilmesinin en önemli nedeni her kripto paranın merkezi olmadığı algısının yanlış olduğudur. Anlaşılacağı üzere merkezi olan, belirli bir organizasyonun etkisi altında ve tasarruf yetkisi altında olan kripto paralar da mevcuttur. Örnek vermek gerekirse, Venezuela hükümetinin 2008 yılında çıkardığı “Petro” adlı kripto para birimi bu türdeki kripto paralardan biridir.

Venezuela Ham Petrol Satışını Kripto Para Karşılığında Yapacak ...

Bu türden bir dijital paranın en azından bir merkez tarafından (Venezuela Hükümeti) tanındığı ortadadır. Bu tanınma durumu ile söz konusu kripto paranın hukuki ilişkilerde kabul göreceği, hukuk tarafından bir para birimi olarak tanınacağı da söylenebilir. Venezuela sınırları içinde herhangi bir borç-alacak ilişkisinde bu para birimine dayalı hak talepleri ileri sürülebilir. Fakat “Bitcoin” ve türevleri “altcoin”ler için bu durum geçerli midir?

Bitcoin ve diğer merkezi olmayan “altcoin”ler noktasında düşünülmesi gereken ilk husus merkezi olmamalarından kaynaklanan bir “tanınma” probleminin mevcut olduğudur. Merkezi olmama beraberinde muhatap olarak herhangi bir kuruluşun olmamasını getirmektedir.

Bu kapsamda ayrıca elektronik para ve sanal para tanımları da değerlendirilmelidir.

Türk Hukuk sistemi, para piyasaları, ekonominin çeşitli alanlarında Bitcoin ve türevlerinin tanınması için öncelikle ya bu türden dijital varlıkların elektronik para olarak kabul edilmesi ya da elektronik para kavramının değişmesi gerekmektedir. Paylaşılmakta olan elektronik para tanımından da anlaşılacağı üzere e-para bir ödeme ya da fon transferi olarak kabul edildiği noktada bu transferin bankalar arasında başlatılıp işletileceği gerçeği karşımıza çıkmaktadır ki mevcut haliyle bu tanım doğrultusunda ülkemizde sanal para olarak kabul edilen Bitcoin ve türevleri için böyle bir durum söz konusu değildir. Zira Bitcoin ve türevleri olan dijital varlıklarda transferler ve işlemler bireyler arası, eşten-eşe doğrudan yapılabilmekte olup arada herhangi bir aracı ya da merkez bulunmamaktadır.

Bilindiği üzere Bitcoin ve türevleri ülkemizde sanal para olarak kabul edilmektedir. Sanal para ise Avrupa Merkez Bankası’nın değerlendirmesi kapsamında: “herhangi bir merkez bankası, kredi kuruluşu ya da e-para kuruluşu tarafından ihraç edilmemiş ve bazı durumlarda paraya alternatif olarak kullanılabilen varlığın sanal temsili”(Şubat 2015, “Virtual Currency Schemes – a further analysis) olarak tanımlanmaktadır. Fakat unutulmamalıdır ki Bitcoin ve altcoin’ler dışında da sanal paralar mevcuttur. Yani her sanal para “kripto para” olarak düşünülmemelidir. Ama her kripto para sanal para özelliklerini taşımaktadır, denilebilir. Kripto paralar, devletler tarafından denetlenemez ve düzenlenemez varlıklardır.

  1. Elektronik Para Nedir ve Hukuki Dayanağı Nedir?

Elektronik paranın kripto paradan farklı olduğunu, bir nevi, klasik paranın dijital bir karşılığı olduğu; bir ödeme veya fon transferi olarak algılanması gerektiğinin hatırlanması gerekmektedir. Bu bağlamda, kripto paranın aksine Türk hukukunda tanımlanması ve tanınması durumları söz konusudur.

Elektronik paranın ortak akıl sonucu oluşturulmuş tek bir tanımı bulunmamaktadır. Fakat Türk hukukunun da konuya ilişkin benimsemekte olduğu temel ilkeleri içeren Avrupa Birliği’nin 2009/110 sayılı Elektronik Para Kuruluşlarının Kurulması, Faaliyetlerinin Sürdürülmesi, Denetim Direktifi’nin 2.maddesi uyarınca elektronik para varlıkları şu şekilde tanımlanmaktadır:

Elektronik para, 2007/64 sayılı Avrupa Birliği Direktifi’nin 4. maddesinin 5 numaralı cümlesinde tanımlandığı üzere, ödeme işlemlerinin yerine getirilmesi için fon sağlanması amacı ile çıkarılmış ve onu çıkaran haricinde gerçek ve tüzel kişi tarafından kabul edilen, manyetik olanlar da dahil elektronik olarak onu ihraç edene karşı bir taleple temsil edilmek üzere depolanmış parasal değerdir.”

Elektronik para birimlerinin transfer hareketleri sınırlıdır. Yani, alıcı ve satıcı arasında transfer yapılabilirken iki tane alıcı arasında bu nevi e-paranın transferi prensipte mümkün değildir. Ayrıca, bu paraları kripto paralardan ayıran en büyük özellik onların, hareketlerinin takip edilebilir olmasıdır. Önceden yapılmış işlemler takip edilebilmekte paranın hareketleri belirlenebilmektedir. Bu bağlamda Türk hukuk sisteminin bu tür varlıkları kabulü kolaylaşmaktadır.

Türk hukuk sisteminde de bu metinler doğrultusunda çeşitli yasal düzenlemeler yapılmıştır. 6493 sayılı Kanun Avrupa Birliği direktifleri doğrultusunda değişikliklere uğramış olup ilgili konu kapsamında tanımlamaların yapıldığı bir yasal metin niteliğindedir.

  1. Elektronik Para Uygulamaları

Elektronik para uygulamalarının farklı çeşitleri bulunmaktadır. Bunlar arasında borç kartı anlamını taşıyan debit kartlar, değeri depolanmış kartlar ve elektronik nakit sistemleri vardır.

Borç kartları, bireylerin bankadaki hesaplarına bağlı olan kartları ile ATM’lerden para çekilebilmelerine imkân sağlayan, POS makinelerinde kredi kartı gibi ödeme yapılabilmelerini ve internet ortamında alışveriş yapılabilmelerini sağlayan kartlardır.  Söz konusu bu kartlar kullanıldığında kullanıcıların bankada bulunan hesaplarından ilgili miktar düşülmektedir.

Değeri depolanmış kartlarda ise önceden söz konusu karta yüklenmiş olan parasal değerle satın alma işlemleri yapılmaktadır. Kullanıcılar, bu kartlara önceden ödeme/yükleme yapmaktadırlar.

iTunes Gift Card $7.00 USD

Örneğin I-tunes hediye kartları veya Starbucks mobil uygulamasına yüklenmiş bakiyeler veya Money card bakiyeleri toplumda en çok bilinen elektronik para örnekleri olarak gösterilebilir.

Son olarak da elektronik nakit üzerinde durmakta fayda vardır. Piyasada oldukça fazla çeşidi olan bu tür elektronik nakit sistemlerinden en tanınanları E-cash, NetCash, Mondex gibi sistemlerdir. Bu elektronik nakit sistemlerinin her birini bir diğerinden ayıran özellikleri vardır. Bu sistemlerden kimisi ağ tabanlı olup kimisi de offline işlem yapabilme imkânı tanımaktadır. Kimisinde işlemler anonim olarak yapılabilirken kimisinde doğrulama sistemleri ve anonim olmama durumu söz konusudur.

  1. Türk Hukukunda Elektronik Para Düzenlemeleri

Belirtmek gerekir ki, Elektronik para, Türk hukukunda tanımı yapılmış olan bir varlıktır.

6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’un 3/1-ç maddesi:

“Elektronik para: Elektronik para ihraç eden kuruluş tarafından kabul edilen fon karşılığı ihraç edilen, elektronik olarak saklanan, bu Kanunda tanımlanan ödeme işlemlerini gerçekleştirmek için kullanılan ve elektronik para ihraç eden kuruluş dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından da ödeme aracı olarak kabul edilen parasal değeri,”

ifadelerini içermektedir. İlgili tanım kapsamında konu elektronik para olduğunda, muhatap bir kuruluşun varlığı, fon karşılığı ihraç edilme durumunun söz konusu olması, ödeme aracı olarak kabul edilmesi, Kanun’da tanımlanan işlemler çerçevesinde gerçekleştirilebileceği gibi kurallar karşımıza çıkmaktadır.

Burada ayrıca “Fon” ve “Elektronik Para Kuruluşu” kavramlarının da önemi oldukça büyüktür.

Yine ilgili maddenin devamından da:

“Elektronik para kuruluşu: Bu Kanun kapsamında elektronik para ihraç etme yetkisi verilen tüzel kişiyi,

Fon: Banknot, madeni para, kaydi para veya elektronik parayı,”

İfadelerine yer verilmektedir. Yani, Kanun metninden de anlaşılacağı üzere, elektronik paranın güvencesi bir Fon mevcut olup muhataplar arasında elektronik para yetkisi verilen tüzel kişiler bulunmaktadır. Kripto paranın aksine herhangi bir hukuki sorun meydana geldiğinde muhataplara gidilebilir ve tahsil edilebilirlik ya da piyasa içi güvenin sağlanması açısından fon oluşturulması gerekmektedir.

  1. Kripto Para ve Özellikle Bitcoin Varlıklarının ve Diğer Parasal Varlıklardan Farkı

Bitcoin ve türevleri dışındaki dijital ve sanal paralar, kendi başlarına para birimi olarak kabul edilmemektedir. Aslında bu fark tam anlamıyla her coğrafya için geçerli olan belirgin bir fark olarak da değerlendirilemez zira çoğu ülke hukukunda bitcoin ve türevleri de birer para birimi olarak kabul edilmemektedir. Fakat gelecek düzenlemelerle bu durumun yakın gelecekte değişebileceği söylenebilir. Bitcoin ve türevleri harici sanal paralar, elektronik paralar devlet yapılanmalarının bankacılık otoriteleri, yasa koyucuları ya da yargı mercileri tarafından düzenlenip denetlenebilirler. Bitcoin ve türevleri olan kripto paraların ise hiçbir merkezi yoktur. Ayrıca, bu türden kripto para varlıkları devlet otoriteleri tarafından denetlenememekte ve düzenlenememektedir.

Devletler, bireylerin malvarlığında bulunan kripto para birimlerine onların rızası olmadan el koyamamakta, müdahale edememektedir. Kripto para transferlerinde diğer elektronik para vb. sanal paralardan farklı olarak aracı bir kurum bulunmamaktadır. Bitcoin ve türevleri özelinde işlemler anonim gerçekleştirilmektedir. Takip edilme gibi bir durum söz konusu olmadığı gibi, aracı bir kuruluş tarafında işlemlerin geri alınması imkânı da bulunmamaktadır. Bu doğrultuda, özellikle Türk hukuk sistemi içinde meydana gelecek bir uyuşmazlık söz konusu olduğunda akla, konusu kripto para varlıkları olan icra takiplerinin ya da alacak-borç ilişkilerine dayanan ifaya yönelik kararların nasıl uygulanabileceği soruları gelecektir.

  1. Kripto Paranın Türk Hukukundaki Yasal Statüsü ve Bu Türden Varlıklara Yönelik Yaklaşımlar

Türk hukuk sisteminde kripto para varlıklarına ilişkin mevcut ve yeterli bir düzenleme bulunmamaktadır. Elektronik para ve daha kapsayıcı bir anlatımla “para” olgusuna ilişkin düzenlemeler mevcutken kripto para hakkında hukuk sistemimizde henüz yeterli ve günlük hayatın ihtiyaçlarını karşılar bir düzenlemenin yapılmamasının sebebi en azından günümüz için kripto para birimlerinde devletin bir muhatap bulamayışı ve bulsa bile teknolojik yapıları gereği ilgili varlıklar üzerinde kendi etki ve hukuki yaptırım yetkisini tam olarak sağlayamayışıdır.

Bu doğrultuda Sermaye Piyasası Kurulu’nun Karar Organı’nın 27.09.2018 tarih ve 47/1102 sayılı Kararı uyarınca bir duyuru yapılmıştır. Bu duyuru metninin başlığı “Dijital Varlık (Token) Satışları (ICO) Hakkında Duyuru” olup ilgili yazıda:

  • ICO’ların çok yüksek risk taşıdığı ve spekülatif yatırımlar olduğu,
  • Kripto para satışlarının Kurul’un düzenleme ve denetleme alanı dışında kaldığı,
  • Kripto para birimi değerlerinde “aşırı” oynaklık olduğu,
  • Satıcılar tarafından alıcılara sağlanan, verilen bilgilerde eksik ve yanıltıcı verileriln olabileceği,
  • Bu türden uygulamalarla fon oluşturulan projelerin büyük bir kısmının erken evrede projeler olduğu için projenin başarısız olması ihtimalinin bulunduğu ve yapılmış olan yatırımların tamamının kaybedilmesinin meydana gelebileceğine

İlişkin açıklamalarda bulunulmuştur.

Bu açıklamalar ışığında kripto para piyasasına yönelik olarak Kurul’un o dönemdeki yaklaşımı hakkında bilgi edinilebilir. Kurul, kripto paralara karşı mesafeli olup, regülasyonlardaki boşlukların nelere sebep olabileceğine ilişkin bilgilendirme yapmıştır.

Bunların yanında, Türkiye’de bir elektronik paranın ihraç edilebilmesi ve kuruluşların BDDK tarafından para ihracı için izin alması gerekliliği mevcuttur. Yani, Bitcoin ve türevleri olan “kripto para”ların ayrıca BDDK tarafından tanınmaları gerekmektedir ki, mevcut hukuk sisteminde sözleşme konusu olabilsin. BDDK kurallarına ve çeşitli Kanun’larda belirtilen standartlara yönelik denetimlerin “kripto para”lar için de yapılması gerekliliği savının temelinde “bitcoin” ve türevleri için şu anda herhangi bir denetleme faaliyetinin yürütülemiyor olması yatmaktadır. Denetimlerin yapılamıyor olması ve merkezi bir kuruluş ya da otorite ile iletişimin bulunmaması sebebi ile Türk Hukuk sistemi en azından günümüz için “kripto para” olarak tabir edilen varlıklara mesafelidir.

Kripto para varlıklarının emtia mı yoksa bir nevi para birimi gibi mi kabul edileceği hususunda çeşitli doktrinel görüşler öne sürülmekle birlikte halen daha hukuki statüsünün belirlenmesinde ciddi fikir ayrılıkları bulunmaktadır. Şu an için en uygun görüş Türk hukuk sisteminde para olarak kabul edilmeyen kripto para birimlerinin bir nevi emtia olarak değerlendirilmesi olacaktır. Kripto para borçlarının ödenmemesi durumlarında borçların ifasına yönelik hükümler ışığında hareket edilmesi gerektiği düşünülebilir. Bir diğer soru da bu tür varlıkların konu edildiği sözleşmelerde varlık transferlerinin yapma borcu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir. Fakat hukuk sistemimizde henüz tanımı tam olarak belirlenememiş bu varlıklar hakkında hangi hükümlerin uygulanacağı şüphesiz daha detaylı bir makalenin konusu olacağından şimdilik Türk Borçlar Kanunu’nun borçların ifasına ve sözleşmeden doğan borç ilişkilerine yönelik hükümlerinin kıyasen uygulanabileceğini söylemekle yetinilebilir.

Ancak şu da unutulmamalıdır ki, kripto para birimleri ve ilgili piyasaların hukuken tanınabilirliği tartışma konusu iken günlük hayatta ticari ilişkilerde kendilerine hızlıca yer edinmekte ve adlarını duyurmaktadırlar. Bu duruma en iyi örnek ise anayasal temeli bulunan Türkiye Futbol Federasyonu ile “BtcTürk” arasında yakın zamanda gerçekleşen sponsorluk anlaşması gösterilebilir. Ayrıca, 1 milyon kadar yatırımcının kripto para piyasasında bulunduğu gerçeği de Türkiye özelinde kripto para varlıklarına yaklaşımların değişebileceği yönünde fikirler uyandırmaktadır.

Av. Eren Evren                                                                                                                              Stj. Av. Can Hakan