Estetik Ameliyatların Sonucunun Beklendiği Gibi Olmaması

Temmuz 20, 2020

Sağlık sisteminin insan hayatına yönelik olan doğrudan etkisi ele alındığında hukuki regülasyonların varlığı ve müdahalesi de kaçınılmaz olacaktır. Özellikle hasta ve hekim arasında kurulan ilişki hukuk sisteminin doğrudan konusu olmaktadır. Hekimlerin hastalar gerçekleştirdiği tedavi ve uygulamalarda bir sonuç garantisi verilmediği için hastanın iyileşmemesi halinde hekimin sorumluluğu dar bir kapsamda değerlendirilmektedir. Ancak estetik ameliyatların diğer tedavi tiplerinden farkı hasta ile hekim arasında bir sonuç üzerinde anlaşma yapılması ve hekimin hastaya belli bir görünümüne kavuşacağı taahhüdünü vermesidir.

Bu bağlamda, hekim ile hasta arasında gerçekleşen sözleşmesel ilişkilerin sonuçları, hukuki uyuşmazlık konusu olabilmektedir.

Hekim ve hasta arasındaki sözleşmesel ilişkileri düzenleyen ve bütün uyuşmazlıkları kapsamına alan, Kanun Koyucu tarafından özel olarak düzenlenmiş bir mevzuat bulunmamaktadır. Bununla birlikte, uyuşmazlık çözümlerinde başta Türk Borçlar Kanunu hükümleri ve Türk Medeni Kanunu hükümleri olmak üzere çeşitli kanunlardan pek çok ilke ve kurala başvurulmaktadır.

Hekimin hukuki sorumluluğu kapsamında ilk başta değerlendirilmesi gereken husus, hasta ile hekim arasındaki borç-alacak ilişkisidir. Taraflar arasında bir nevi özel hukuk ilişkisi vardır denilebilir. Fakat belirtmekte fayda vardır ki, bu makale özelinde hekimin hasta üzerindeki estetik operasyonları kapsamında bir değerlendirme yapılmakta olup bu nevi müdahalelerin sadece özel hukuk ilişkisi bakımından değerlendirmesi yapılacaktır.

  1. Estetik Ameliyatların Hukuki Niteliği

Günümüz dünyasında her geçen gün uygulamada kendine daha çok yer edinen estetik ameliyatların beraberinde çeşitli uyuşmazlıkların da meydana gelmesine kaçınılmaz olarak kapı açmıştır.

Bu uyuşmazlıkların çözülmesi amacı ile ilk olarak bakılması gereken sözleşmelerin hukuki niteliğidir. Taraflar(Hasta-hekim) arasında kurulan sözleşmesel ilişkinin eser sözleşmesi, hizmet sözleşmesi veya vekalet sözleşmesi olarak kabul edilmesine göre uygulanacak sonuçlar da buna göre boyut kazanmaktadır. Bu kurallarla birlikte tarafların sahip oldukları haklar, borç ve yükümlülükleri de belirlenmektedir.

Hekim hasta arasındaki sözleşmesel ilişkinin niteliğine göre tarafların borç ve yükümlülükleri de değişiklik göstermektedir. Fakat temelde, hekimin, taahhüt ettiği tıbbi müdahaleyi gerçekleştirme, hastanın sağlığını koruma, hastayı bilgilendirme gibi temel yükümlülüklerinin olduğu açıktır. Diğer taraftan da hastanın, hekimin üstlendiği iş karşılığında belirlenen ücreti hekime verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sebeple, taraflar arasında Borçlar Hukuku kuralları kapsamında sözleşmesel bir ilişki olduğu söylenebilir.

Estetik ameliyatların sonuçlarını değerlendirilecek olursa bu operasyonların fizyolojik olarak hastanın hayat kalitesini arttırmak ve hastanın talebi doğrultusunda estetik yönde hasta bedeninde değişiklikler yapma hedef ve taahhüdünün bulunduğu söylenebilir.

820404

Doktrinde hasta vücudu üzerinde estetik amaçlı yapılan değişikliklerin taahhüt edildiği sözleşmelerin, eser sözleşmesi mi vekalet sözleşmesi mi kapsamında değerlendirileceği, tartışmalı bir konudur. Yargıtay ise bu tür ameliyatları konu alan sözleşmelerin diğer tedavi sözleşmelerinden farklı olarak eser sözleşmesi niteliğinde olduğu görüşünü benimsemektedir. Yargıtay’ın bu doğrultudaki kabulünün ana gerekçelerinden en önemlisi hekimin hastaya karşı bir “sonuç” taahhüdünde bulunuyor olduğu görüşünün varlığıdır.

Ancak estetik burun ameliyatında olduğu gibi nefes yolunun açılması veya burundaki etin alınması gibi tıbbi amaçları da içeren bir estetik ameliyatın varlığında estetik ameliyatın asıl amacının tıbbi mi yoksa estetik kaygılarla mı olduğu da değerlendirilmelidir.

Fakat doktrinde hakim olan bir diğer görüşe göre de hekimin hastaya yönelik bir sonuç taahhüdünde bulunabilmesi mümkün değildir. Zira, mesleğin pratiği gereği hasta vücudunda ameliyat sonrası her türlü komplikasyon gelişebilir, sonuç olarak istenmeyen durumlar ortaya çıkabilir. Bu noktada her türlü olayda hekimin kusur sorumluluğuna gidilmesi uygun değildir. Bu görüşü savunanlar için estetik operasyonlarda eser sözleşmesinden çok vekalet sözleşmesi kurallarının uygulanması gerekmektedir.

Bunlarla birlikte Yargıtay’ın son tarihli kararı şu yöndedir;

Estetik müdahalelerde hekim ve/veya hastane hastanın istediği sonucu elde etmesini garanti etmektedir. Sürecin sonucunda yapılması istenen ve amaçlanan işler açıkça belirtmekte olup, sonuç taahhüdü bulunduğu için eser sözleşmesi hükümleri uygulanmalıdır. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2018/4953 E. ve 2018/4526 K., 19.11.2018 T.)

  1. Estetik Ameliyatların Kapsamında Hekimin Borç ve Yükümlülükleri

Hekimin sorumlulukları kapsamında bir değerlendirme yapıldığı takdirde hasta ile olan ilişkisine hangi hükümlerin uygulanacağı sorusuna da cevap vermek gerekmektedir. Fakat hangi görüş olursa olsun, hekimin uyması gereken standartlar, prosedür ve meslek kuralları vardır. Bunların yanında hasta-hekim arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesi mi yoksa eser sözleşmesi mi olduğunun kabulüne göre borç ve yükümlülük açısından çeşitli senaryolarla karşılaşılacaktır.

  • Hastanın Aydınlatılmış Onamının Alınması

Uygulamada, ameliyattan en az 24 önce hastanın aydınlatılmış onamının alınmasının gerekmekte olduğu ifade edilmektedir. İlgili metinde, ameliyatın amacı, ameliyat sonrası oluşabilecek komplikasyonlar ve süreç anlatılmalıdır. Aydınlatılmış onam metninde, ameliyat ve sonrasındaki sürece ilişkin kullanılacak ilaçlar, tıbbi materyal ve aletler, kullanılacak tıbbi teknikler hakkında bilgi verilmelidir. Estetik müdahalenin olası sonuç ve riskleri hakkında hastaları aydınlatıcı metinlerin bulunması oldukça önemlidir.

Bütün bu içeriğin sağlanması ve hastadan onay alınmasının nedeni, bu metnin aynı zamanda hasta rızasının varlığının ispatı için de oldukça büyük önem taşıyor olmasıdır. Fakat aynı zamanda bu metnin asıl amacının, hastanın aydınlatılması olduğu unutulmamalıdır. Sadece hasta rızasına yönelik olup aydınlatıcı bilgilere yeterince yer verilmemiş metinler hukuken ve tıbben yeterli görülmemektedir.

Aydınlatılmış onamın yazılı olması gerekmektedir. Ayrıca, söz konusu metnin olabildiğince açık ve Türkçe kavramlara yer verilen bir metin olması, aydınlatılmış onam metninin geçerliliği açısından fayda sağlayacaktır. Bu onamın her türlü müdahale için ayrı ayrı alınması gereklidir.

  • Ameliyat Öncesi Yapılması Gerekenler

Ameliyat önce hasta hikayesinin detaylı bir şekilde alınması, hastanın fizik muayenesinin yapılması gerekmektedir. Hastanın kullandığı ilaçlar, medikal geçmişi öğrenilmelidir. Ameliyat öncesi gerekli önlemler alınmalıdır. Estetik müdahaleye uygun ekipman ve ortamın bulunduğu hastanelerde operasyon gerçekleştirilmelidir. Bu hususlar hekimin sorumluluğunda olup bunlara uyulmadığı takdirde çeşitli hukuki yaptırımlarla karşılaşılması gündeme gelecektir.

  • Ameliyat Süreci ve Sonrasına İlişkin Hekimin Uyması Gereken Kurallar

Ameliyat esnasında hekimin birincil önceliği hasta sağlığını korumaktır. Yapılacak estetik müdahalenin tıbbi alanda kabul görmüş, doktrin ve uygulamada kabul gören uygulamalardan olması önemlidir. Müdahalenin meslek kuralları ve standartlarına uygun olması gerekmektedir. Bunların yanında hekimin özen yükümlüğü her daim mevcut bir yükümlülüktür.

Estetik müdahale sonrası hastanın hastanede kaldığı süre ve sonrası dahil olmak üzere iyileşme süreci boyunca doktorun çeşitli yükümlülükleri vardır. Bu süre aslında illiyet bağının bulunduğu senaryolarda oldukça uzun olabilmektedir. Örnek vermek gerekirse, estetik burun ameliyatının komplikasyonları yıllar sonra görülmeye başlanabilir. Hastanın hayat kalitesinde birkaç yıl sonra düşüş gerçekleşebilir ki bu durum her ne kadar tıbbi açıdan istenmeyen bir durum olsa da sıkça rastlanan bir durumdur. Tıbbi açıdan her türlü komplikasyonun gelişebileceği, risklerin her zaman var olduğu unutulmamalıdır. Burada önemli olan hasta şikayeti ile hekimin müdahalesi ve kusuru ve/veya ihmali arasında bir ilişkinin tespit edilebiliyor olmasıdır. Hekim, ameliyat ile ilgili akut komplikasyonlardan, sebep sonuç ilişkisinin kurulabildiği olaylardan sorumludur. Özellikle hasta ile hekim arasında eser sözleşmesinin varlığını savunan görüşe göre, istenilmeyen bir sonucun varlığı halinde gerek maddi gerek manevi tazminat başta olmak üzere, tedavi giderlerini ve hastanın tedavi sürecinde eğer ki çalışıyorsa mahrum kaldığı kazanç gibi çeşitli taleplerini hekim karşılamak durumunda kalabilmektedir. Fakat burada önemli olan kusur sorumluluğunun varlığının ispatıdır.

Hekimin ameliyat öncesinde hastanın müdahale edilecek bölgesine yönelik fotoğraf ve/veya video çekim yapması ameliyat öncesi ve sonrası mukayesesi için önemlidir. Bu noktada hastanın kendi vücuduna yönelik kayıt/fotoğrafların alınması yönelik onayının alınması gerekmektedir. Ayrıca hekimin ameliyat sonrası müşahede evraklarını özenle hazırlaması, kullanılan ilaç ve başvurulan tıbbi teknikleri detaylı olarak belgelendirmesi, hekimin olası bir hukuki uyuşmazlık söz konusu olduğunda kusursuzluğunun ispatı açısından fayda sağlayacaktır.

  1. Estetik Ameliyatların Kapsamında Hekimin Sorumluluğunun Sonuçları

Hekimin, estetik müdahaleler dahi olmak üzere yönettiği operasyon, tedavi vb. tıbbi süreçlere ilişkin sorumluluğu genel olarak kusur sorumluluğu kapsamında değerlendirilmektedir. Hekim, kusur veya ihmali halinde ve illiyet bağının kurulduğu noktada sorumlu olacaktır. Fakat estetik operasyonlar açısından taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin hukuki niteliğinin tam olarak belirlenmesi gerekmektedir. Zira hukuki niteliğe göre borç ve yükümlülükler kapsamında değişik kabuller karşımıza çıkacaktır. Hekimi her halükârda sorumluluğunun bulunduğu hallerde maddi ve tazminat ödeme borcu ile karşılaşabileceği unutulmamalıdır. Hukuki sorumluluk anlamında kusursuzluğun söz konusu olabilmesi için hekimin özen yükümlülüğüne ve aydınlatma yükümlülüğüne uygun hareket etmesi büyük nem taşımaktadır. Zarar olgusunun varlığı, kusurun tespiti ve tarafların borç ve yükümlülüklerine uygun hareket etmeleri gibi tazminat hukukunun da konusu oluşturan unsurların her aşamada araştırılması bu konu özelinde sağlıklı sonuçlar alınmasında fayda sağlayacaktır. Unutulmamalıdır ki, özellikle estetik operasyonların uygulamada gün geçtikçe daha sık gerçekleştiriliyor olması beraberinde çeşitli hukuki sorunları ortaya çıkarmıştır. Bu noktada meslek kurallarının yanında belki de konuya ilişkin özel regülasyonların yaratılması uyuşmazlıkların çözümlenmesinde yararlı olabilecektir.

SONUÇ

Estetik ameliyatların sonucunun beklendiği gibi olmaması ve hastanın vaad edilen görünüme kavuşamaması durumunda ameliyatı gerçekleştiren hekimin hukuki sorumluluğu bulunmaktadır. Çünkü estetik ameliyatların diğer tedavi uygulamalarından farklı olarak vekalet değil eser sözleşmesi niteliği bulunmaktadır. Estetik ameliyatların eser sözleşmesi olarak kabul edilmesinin sonucu olarak yüklenicinin yani hekimin sonucu garanti ettiğini de söylemek mümkündür. Bu sebeple estetik ameliyatların sonucunun beklendiği gibi olması gerekecektir.

Av. Eren Evren                                                                                                                                          Stj. Av. Can Hakan