Türk İş Hukukunda Arabuluculuk Artık Bir Dava Şartı

Ekim 27, 2017

Ülkemizin İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku sisteminde oldukça önemli değişiklikler öngören ve özelikle İş davalarında zorunlu arabuluculuk olarak adlandırılan “arabuluculuğun bir dava şartı olarak düzenlemesi” düzenlemeleri ile gündeme gelen İş Mahkemeleri Kanunu tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilerek kanunlaştı. Önümüzdeki kısa bir süre içerisinde resmi gazetede yayımlanması bekleniyor.

İş hukukunda devrim niteliğinde sayılan ve kimileri tarafından beğenilip kimileri tarafından eleştirilen ancak çok önemli değişiklikler getiren bu düzenlemelerden ilk olarak “Zorunlu Arabuluculuk” maddelerini Okyay | Evren olarak inceledik.

İş Davalarında Neden Zorunlu Arabuluculuk (Dava Şartı Olarak) Getirilmiştir?

Kanunun yeniden düzenlenmesine ilişkin Meclise sunulan genel gerekçede; 1950 yılından bu yana geçen 67 yıllık sürede işçi ve işveren ilişkisinin değişen niteliği, nüfus artışı, iş alanları ve işin değişimi, teknoloji, yargının iş yükü ve 4 Şubat 2011 tarihinde hukuk düzenine giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) getirdiği değişikliklere uyum arayışı olarak açıklanmaktadır.

İş uyuşmazlıklarının yargıya yüklediği iş yükü, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verileri ile ortaya konularak, değişimin temelinde önemli bir gerekçe olmuştur. Buna göre, 2016 Aralık ayı itibar iyle 14 milyona yakın işçi ile 1 milyon 750 bine yakın işyerinin bulunduğu ülkemizde, ilk derece mahkemelerinde 2016 yılı itibariyle görülen 3 milyon 525 bin civarındaki hukuk uyuşmazlığının yaklaşık yüzde 15’i iş uyuşmazlıklarından kaynaklanmaktadır. 2016 yılında Yargıtay’da incelenen 780 bin civarındaki hukuk uyuşmazlığının ise yaklaşık yüzde 30’u iş hukukundan kaynaklanmaktadır.

Bununla birlikte ülkemizde 2013 yılından bu yana uygulanmaya başlanan Arabuluculuk sisteminde bugüne kadar varılan anlaşmaların %89’unun iş hukukundan kaynaklanmış olması, zorunlu arabuluculuk sisteminin iş yargılamasından başlanması için önemli bir gerekçe olmuştur. Zorunlu Arabuluculuk uygulamalarının bundan sonra başta Tüketici davaları olmak üzere diğer dallarda da yaygınlaşması beklenmektedir.

Kanun’un Getirdiği Yenilikler

I.Arabulucuya Başvurma Zorunluluğu

Kanun’un üçüncü maddesi ile;

  • Bireysel veya toplu iş sözlemesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı davaları ile
  • İşe iade talebiyle açılan davalarda

arabulucuya başvurulması, dava şartı olarak düzenlenmiştir.

Buna göre, eğer davacı ilk olarak arabulucuya başvurmadıysa, dava şartı eksikliği nedeniyle açmış olduğu dava usulden reddedilecektir.

Davacı, arabulucuya başvurduktan sonra anlaşma gerçekleşmemişse buna ilişkin “son tutanağı” dava dilekçesine eklemek zorundadır. Aksi takdirde tutanağın eklenmesi için mahkeme tarafından kendisine bir haftalık kesin süre veri lecektir.

a) Arabulucu kimdir ve arabuluculuk nedir?

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile “ihtiyari arabuluculuk” kurumu 2013 yılından itibaren hukuk düzenimizde fiilen yer almıştır. Ancak “dava şartı olarak arabuluculuk” hukukumuzda bir ilk olarak varlık bulacak.

Arabulucu; uyuşmazlık yaşayan tarafları biraraya getirerek kendi çözümlerini bulmalarına rehberlik eden, tarafsız ve bağımsız kişidir.

Arabuluculuk taraflar ve arabulucu için gizli bir süreç olup, bu süreç sonunda gerçekleşen anlaşma taraf vekillerince de imzalanmışsa, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın mahkeme ilamı hükmündedir. Bu sayede ilgili anlaşmanın hükümleri ilamlı takip yoluyla takip edilebilecektir.

b) Arabulucu kim tarafından atanacaktır?

Arabulucu taraflardan birinin başvurusu üzerine, adliyelerde bulunan Arabuluculuk Bürolarına kayıtlı arabulucular arasından, Büro tarafınca atanacaktır. Buradaki başvuru yapılacak adliye, karşı tarafın yerleşim yeri ya da işin yapıldığı yerdeki adliyedir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları halinde, bu arabulucu görevlendirilecektir.

c) Süreç nasıl ilerleyecektir?

Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilecektir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alacak, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilecektir. Arabulucu, elindeki bilgiler ile her türlü iletişim vasıtasını kullanarak yapılan görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.

Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. Bu süre, arabuluculuk için başvuru tarihinden itibaren değil, arabulucunun görevlendirilmesinden itibaren işlemeye başlayacaktır.

Sürecin sona erme halleri ise şu şekilde tanımlanmıştır;

  1. Taraflara ulaşılamaması
  2. Taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması
  3. Yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması
  4. Yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılamaması

Belirtilen sona erme hallerinin tümünde arabulucu “son tutanağı” düzenleyerek durumu Arabuluculuk Bürosu’na bildirecektir.

Zamanaşımı, Arabuluculuk Bürosu’na başvurulmasından, arabulucu tarafından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar duracaktır. Yine bu süre içerisinde hak düşürüsü süre de işlemeyecektir.

d) Arabuluculuk görüşmelerine katılım zorunlu mudur?

Arabuluculuk görüşmelerine tarafların katılması zorunlu değildir.

Fakat taraflardan biri geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaz ve bu sebeple arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi söz konusu olursa kanun tarafından bir yaptırım öngörülmüştür. Buna göre görüşmeye katılmayan taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulacaktır. Ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilemeyecektir.

Kanunun gerekçesine göre bu düzenleme ile arabuluculuk kurumunun işlemesi ve umulan sosyal menfaatin gerçekleşme si amaçlanmıştır.

Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda ise yargılama giderleri her iki tarafın da kendi üzerlerinde bırakılacaktır.

e) Arabuluculuk ücreti kim tarafından ödenecektir?

Tarafların anlaşması halinde, arabuluculuk ücreti aksi kararlaştırılmamışsa taraflarca eşit olarak karşılanacaktır. Ancak  anlaşmada arabuluculuk ücreti de anlaşma konularından birisi olacağı için, kimin ödeyeceğini de taraflar serbestçe belirleyebilecektir.

Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamaması halinde ise ilk iki saatlik ücret tutarı hazine tarafından ödenecektir.

İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda iki saati aşan kısma ilişkin ücret, yine aksi kararlaştırılmadıysa taraflarca eşit olarak ödenecektir.

Hazine tarafından ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır.

f) Arabulucu ücreti ne kadardır?

Anlaşamama halinde;

Yukarıda ifade edildiği üzere tarafların anlaşamaması halinde ilk iki saatlik arabuluculuk ücreti hazine tarafından ödenecektir. İki saati aşan durumlarda ise ücret, arabuluculuk ücret tarifesinde belirtildiği şekilde saati 120 TL+KDV olarak ödenir.

Tarafların anlaşması halinde ise; anlaşılan miktar üzerinden hesaplanan ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin yaklaşık yarısı na denk gelen bir miktar kadar ücret taraflarca karşılanacaktır

İşe iade uyuşmazlıklarında işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklar toplamı anlaşılan miktar olarak belirlenecektir.

g) Hangi davalar bu süreçten istisna tutulmuştur?

İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili rücu davaları hakkında ara buluculuk süreci uygulanmayacaktır. Yani SGK’nın da açacağı rücuen tazminat davaları bu sürecin dışında bırakılmıştır.

h) İşe İade Talebi Kapsamında Arabuluculuk

Yapılan düzenlemeye göre;

İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile işe iade davası açmak istiyorsa, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak zorundadır.

Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması durumunda daha önce belirtildiği üzere dava usulden reddedile cektir. Bu durumda red kararı taraflara re’sen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilecektir.

Tarafların arabuluculuk ile anlaşması durumunda, anlaşma kapsamında işe başlatma tarihi ve işe başlatmamanın sonuçlarını da belirlemelidir. Aksi takdirde anlaşma gerçekleşmemiş sayılacaktır.

II.Geçiş Hükümleri

Belirtilen bu hususlar dışında, tasarının “geçiş hükümleri” başlıklı maddesi ile;

  • Arabuluculuğun dava şartı haline gelmesine ilişkin hükümlerin, yürürlüğe girdiği tarih itibariyle ilk derece mahkemeleri, Bölge Adliye Mahkemeleri ve Yargıtay’da görülmekte olan davalar bakımından uygulanmayacağı,
  • Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilen ka rarların, karar tarihindeki kanun yoluna ilişkin hükümlere tabi olacağı

düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile doğması muhtemel sorun ların önüne geçilmesinin amaçlandığı görülmektedir.

III.Sonuç

İş Mahkemeleri Kanunu ile birlikte arabuluculuk kurumu ilk kez Türk Hukuku’nda bir dava şartı olarak düzenlenmektedir. Bu düzenleme ile yargının üzerindeki iş yükünün azaltılması amaçlanmakta, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının tercih edilmesi teşvik edilmektedir.

Türk İş Hukuku açısından çok önemli değişiklikler getiren bu kanun ile işçi-işveren arasındaki uyuşmazlıkların daha adil ve daha hızlı bir şekilde çözümlenmesini arzu ediyoruz.